20 Ağustos 2010 Cuma

Göze Hoş Gelen Futbol !!


Baraj dediğin rakibin gözünü almalı !!!

Böyle güzel futbolcum olsun kulübün 10 milyon euro borcu olsun. (Johanna ALMGREN)Orta saha dediğin rakibin belini kırmalı

Haftanın Maçları

20 Ağustos Cuma
21.00 Adanaspor-Mersin İdman Yurdu(TRT1)
21.00 Kayserispor – Kardemir Karabük (LİG TV)
21.00 Konyaspor – Eskişehirspor (DG 205)
21.30 Bayern Münich – Wolfsburg (TRT 3)
21 Ağustos Cumartesi
16.30 Hoffenheim – Werder Bremen (TRT 3)
17.00 Arsenal – Blackpool (SPORMAX)
19.15 Wigan – Chelsea (SPORMAX)
21.00 Antalyaspor – Sivasspor (DG 205)
21.00 Beşiktaş – İstanbul BŞB (LİG TV)
21.00 Samsunspor – Akhisar Belediye (TRT 3)
22.00 Auxerre – Valenciennes (KANAL A)
23.00 Barcelona – Sevilla (NTVSPOR)
22 Ağustos Pazar
15.30 Newcastle – Aston Villa (SPORMAX)
16.30 Mainz – Stuttgart (TRT 3)
18.00 Fulham – Man. United (SPORMAX)
18.30 Borussia Dortmund – Bayer Leverkusen (TRT 3)
20.00 Gençlerbirliği – Gaziantepspor (DG 205)
21:00 Karşıyaka-Gaziantep BŞB. TRT-1
21.00 Galatasaray – Bursaspor (LİG TV)
22.00 Manisaspor – Ankaragücü (DG 205)
22.00 PSG – Bordeaux (KANAL A)
23 Ağustos Pazartesi
21.00 Kasımpaşa – Bucaspor ( DG 205)
21.00 Trabzonspor – Fenerbahçe (LİG TV)
22.00 Manchester City – Liverpool (SPORMAX)

19 Ağustos 2010 Perşembe

BİR EFSANE BİTİYOR MU ?

Her takımın futbolcular ve taraftarlar arasında efsaneleşmiş bir numarası vardır mesela Türkiye takımlarında bu genelde 10 numaradır. Dünyada ise takıma ve futbolcuya göre değişmektedir. Numarayla en çok özdeşleşen kişi heralde Real Madrid’in efsane topçusu Raul Gonzales’tir. Kimler geldi kimler geçti ama kimse 7 numaralı formayı tadamamıştı. Süperstar David Beckham bile 7 numarayı ondan alamamıştı. Ama tarihe baktıgımızda 1968’den beri gelen 7 numara geleneği ile en çok ön plana çıkan takım herhalde Manchester United’tır.1968 de George Best ile başlayan efsane bana göre geçen seneye kadar devam etmiştir. Sırasıyla Best, Coppell, Robson, Cantona, Beckham ve Ronaldo 7 numaralı formayı sırtına geçirip hepsi bu numarayla gerçek birer efsane olmuştur taraftarları için.


George Best dünya tarihinin en önemli futbolcularından ve eğlence hayatının önderlerinden biri olmuştur her zaman. Steve Coppell sakatlıktan dolayı kısa süren futbol hayatını en güzel anılarla noktalamıştır. Daha sonra gelen Bryan Robson futbolculuğuyla ve teknik direktörlüğüyle dünya efsanesi haline gelmiştir ve 13 sene kaldığı Manu’da 12 sene kaptanlık yaparak, kulüp tarihinde ne kadar önemli bir futbolcu olduğunu belgelemiştir. Robson’dan sonra gelen Eric Cantona futboluyla, yakasını kaldırdığı formasıyla dünyada bir ikon haline gelmişti. Zaten çocukluğumuzda hangimiz Cantona gibi formamızın yakasını kaldırmazdık ki? David Joseph Robert Beckham yaşam tarzıyla, yakışıklılığıyla, oyun tarzıyla, frikikleriyle ve karizmasıyla futboldan çıkıp her insan için(özellikle hanımefendiler) efsane olmuştur. Beckham’dan doğan boşluğu Sir Alex Ferguson nasıl dolduracak derken 18 yaşındaki zamanın yeni yetmesi Ronaldo’ya verdi bu efsane formayı ve gerçekten ne kadar doğru bir karar verdiğini kanıtladı. Bir çok kişi Ronaldo’yu sevmez ama futboluna kimsenin laf etmeye hakkı olduğunu düşünmüyorum. Ve bu kadar yıldızdan sonra, efsanenin başlangıcından tam 41 yıl sonra Sir Ferguson bu numarayı karşı yakadaki düşmanın çocuğuna, Michael Owen’a bu formayı verdi. İlk başlarda kimse anlam verememişti benim gibi ama Sir Alex Ferguson’un mutlaka bildiği bir şey vardır diyerek Owen’ın bu numaranın hakkını vereceğini düşünmüştüm. Geçen sene beklenen verim alınamadı Owen’dan. Bu senede bekleneni vereceğini düşünmüyorum. Manu geleneği olan 7 numaranın hakkını veremedi. Acaba bu 41 yıllık efsaneye verilen bir ara mı yoksa bu bir efsanenin sona erişimi bekleyip göreceğiz...

Günün Maçları



19 Ağustos Perşembe
21.00 Galatasaray – Karpaty Lviv (FUTBOL SMART)
21.30 PAOK – Fenerbahçe (EURO FUTBOL)
21.45 Liverpool – Trabzonspor (LOCA)

JAMES MILNER MANCHESTER CITY'DE



Bu sene transfer piyayasına Barcelona’dan Yaya Toure, Lazio’dan Kolarov, Valencia’dan David Silva, Hamburg’tan Jerome Boateng’i alarak çok hızlı bir giriş yapan M. City daha sonra Inter’den Mario Balotelli’yi alarak vitesi ve çıtayı biraz daha yükseltmiş oldu. James Milner söylentileri gün geçtikçe kuvvetleniyordu fakat takımda bu kadar ofansif futbolcu varken daha nereye transfer yapılacağı tartışma konusuydu. Hafta içinde Craig Bellamy’nin gönderilmesiyle Milner’a yer açıldı. Milner geçen sene gösterdiği performansla(toplamda 12 gol 19 asist) ne kadar önemli ve etkili bir futbolcu olduğunu kanıtlamıştı zaten ama verilen 20 milyon euro+Stephen Ireland(İrlanda'lı City'de gerçek anlamda bekleneni verememiş olsa da gerçekten çok yetenekli bir futbolcu ve Aston Villa'da bulacağı şansı çok iyi değerlendirmesini bekliyorum. 2 sene sonra yüksek bir rakamla City'e dönerse pek şaşırtıcı olmayacak benim için) fazla mı değil mi onu zaman gösterecek.                                                                                                                                                                             

  Fakat şimdiki en büyük problem, Mancini’nin Tottenham karşısında oynadığı 4-4-1-1 sistemiyle devam ederse 2 kişilik ofans hattını kimin oluşturacağı. Eldeki kadroda şu anda Tevez,David Silva, Robinho, Adebayor, Mario Balotelli, Jo ve son olarak Roque Santa Cruz. Robinho’nun ve Adebayor’un transfer dedikoduları konuşuladursun ama Mancini bu taktikle bu kadar ofans adamının nasıl rotasyonda yer alacağını düşünsün. Bence Mancini bu taktiksel anlayışta EPL’ye ters düşmesi bir kenarda dursun takım içi çekişme yaşayacağa benziyor. Lazio’yu çalıştırırken kendisindeki ışıltıyı hemen belli eden Mancini, daha sonra devam eden Inter macerasında biraz şike davasının yardımıyla şampiyonluğu gögüslemişti fakat EPL’de işi hiçte kolay değil. Harcanan paraların üstünde baskı yaratması ve rakiplerin gücü ve pekte kolay galibiyet alınacak bir maç olmaması, milyarder arap şeyhlerinin sabrının tükenmesine sebep olabilir.      


Mancini’nin EPL’de daha efektif olacak bir taktiksek anlayışla devam etmesi ya da takım içindeki huzursuzlukları en aza indirgemek için ofansif futbolcuları bir filtreden geçirmesi gerekiyor. Takımda kimlerin bir arada oynayacağını öğrenmesi ve yaklaşık bir as kadro çıkarması gerekiyor ki EPL’de olması onu ister istemez rotasyona zorlayacaktır.              

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Genç Semih'in Geleceği


Yıllardır Fenerbahçe'de yedek kulübesini aynı zamanda da Fenerbahçe'li taraftarların gönlünü mesken edinmiş adam, "Semih Şentürk" artık bu takıma ne verebilir ve bu saatten sonra ne alabilir?

Yıllar geçse de üstünden hala "Genç Semih" olarak bahsettiğimiz Semih Şentürk artık daha fazla bu kulübede oturmak istemeyecektir. Çünkü futbola ilk başladığı yıllardan bu zamana kadar "Genç Semih" olarak anılan Semih futbol yaşı olarak artık hiç de genç bir yaşta değil. Bundan dolayıdır ki o kulübede oturmaya daha fazla tahammülü yok gibi görünüyor.


Yıllarca her attığı golden ve her kazandırdığı maçtan sonra o mesken edindiği kulübeye mahkum edilmesine rağmen yılmadan mücadele etmesini haklı gördük ve bu yüzden sevdik kendi kalbimizde de bir yer açtık. Bundan sonra da bu şekilde devam mı etmeli? Bence hayır! Hiçbir sene Semih Şentürk üstüne bir takım kurulmayacak ve bundandır ki Semih'in Fenerbahçe'de kalması öncelikle kendisine daha sonra ise Fenerbahçe'ye zarar verecektir. Çünkü büyük paralarla transfer edilen forvet her zaman ilk 11'de oynatılması mecburiymiş gibi davranılırken, Semih Şentürk ise yine o kulübenin yolunu tutacak ve yıldız diye tabir edilen, Semih'in her zaman bir üstü rütbesindeki forvet oyuncu da gol atamadıkça taraftar yine Semih'i çağıracak ve bu kaos böyle sürüp gidecektir.
Genç Semih, Genç Erman ve Genç Erhan

Bir de madalyonun diğer yüzünden bakacak olursa henüz yıldız forvetin alınmadan lige başladığımız zamanlar veya o yıldız forvetin sakat veya cezalı olduğu durumlarda oyuna başlayan Semih'in de ben bu şansını kullandığını çok az gördüm. Hiçbir zaman bu takımın "tek ve yıldız forveti benim" izlenimi yarattığına şahit olamadım. O güveni hiç bir zaman ne taraftara, ne teknik kadrosuna ne de yönetime gösteremedi. Bu yüzdendir ki Semih Şentürk'le artık yolların ayrılmasının vakti gelmiştir diye düşünüyorum. Ne Semih'in artık yedek oturup parçalanmaya tahammülü kaldı ne de bu taraftarın hala Semih'ten birşeyler beklemeye...

Zaman bize süprizler sunar mı, Semih bu takımın birinci adamı olur mu, bilinmez ama geçmişten bugüne bakıldığında zamanın bize göstereceği şey yine Semih Şentürk'ün her ne yaparsa yapsın ikinci adam olacağı ve o kulübede başlayan kariyerine o kulübede son vereceği gibi gözüküyor. Ama bilinen bir gerçek daha var ki o da Semih bugünden itibaren jübile maçına kadar "jübile maçı dahil" kulübede oturmaya devam etse de her zaman taraftarın gönlünde olacaktır.